Blog
Retinal Arter Tıkanıklığı Nedir?
Retinal arter tıkanıklığı, gözün iç yüzeyini kaplayan ve görme sinyallerini beyne iletmekle görevli olan ışığa duyarlı ağ tabakasının (retina), ana atardamarı veya bu damarın dallarından birinin aniden tıkanması sonucu gelişen acil bir nöro-oftalmolojik tablodur.
Tıp literatüründe “göz felci” veya “oküler inme” olarak da adlandırılan bu durum, beyin felcine yol açan mekanizmaların birebir aynısının gözü besleyen damarlarda gerçekleşmesiyle ortaya çıkar.
Retinaya oksijen ve besin taşıyan kan akışı aniden kesildiğinde, ışığı algılayan o hassas sinir hücreleri (fotoreseptörler) dakikalar içinde geri dönüşü olmayan bir şekilde oksijensiz kalarak ölmeye başlar.
Hastalar tarafından genellikle tek gözde aniden ortaya çıkan, tamamen ağrısız ve saniyeler içinde zifiri karanlığa dönen bir görme kaybı olarak tarif edilen bu tablo, evde dinlenerek veya kendiliğinden geçmesi beklenerek asla vakit kaybedilmemesi gereken hayati bir medikal krizdir.
Oksijensizliğe sadece çok kısa bir süre dayanabilen retina dokusunu kurtarmak için, ileri teknolojik görüntüleme sistemlerine ve mikroskobik tanı cihazlarına sahip uzman bir Samsun göz doktoru tarafından yapılacak acil tıbbi müdahale şarttır.
Retinal Arter Tıkanıklığı Neden Olur?
Retinal arter tıkanıklığının altında yatan temel biyolojik mekanizma, vücudun başka bir bölgesinde oluşan bir pıhtının (emboli) kan dolaşımı yoluyla göze kadar ulaşarak, retinanın o daracık atardamarlarına sıkışmasıdır.
Bu ölümcül tıkanıklığın en yaygın kaynağı, boyun bölgesinden beyne ve göze temiz kan taşıyan şah damarlarının (karotis arterleri) iç duvarlarında yıllar içinde biriken kolesterol plaklarıdır.
Bu sertleşmiş kireçli plaklardan kopan mikroskobik bir parça, kan akışıyla sürüklenerek gözün ana arterine (Santral Retinal Arter) girer ve damar çapının daraldığı o kritik noktada bir tıpa gibi sıkışarak tüm kan akışını saniyeler içinde durdurur.
Emboli dışında, kalp kapakçıklarındaki ritim bozukluklarından (atriyal fibrilasyon) kaynaklanan kan pıhtıları da göze fırlayarak bu tıkanıklığa doğrudan zemin hazırlar.
Daha nadir durumlarda ise sorun dışarıdan gelen bir pıhtı değil, göz damarının kendi iç duvarında gelişen şiddetli bir iltihaplanma (vaskülit) veya damar büzüşmesidir (spazm).
Özellikle ileri yaştaki hastalarda görülen ve şakak damarlarını tutan “Dev Hücreli Arterit” (Temporal Arterit) adlı otoimmün hastalık, göz damarlarında aniden çok şiddetli bir inflamasyon ve şişme yaratarak kanın geçişini tamamen bloke eder ve tıpkı bir pıhtı gibi retinayı saniyeler içinde oksijensiz bırakır.
Retinal Arter Tıkanıklığı Kimlerde Görülür?
Retinal arter tıkanıklığı genellikle 60 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde, anatomik ve sistemik damar yaşlanmasının bir sonucu olarak ortaya çıksa da; kronik hastalıkları bulunan daha genç bireylerde de aniden görülebilen sistemik bir sendromdur.
Bu tablonun en büyük hedef kitlesi, damar iç yüzeyini (endotel yapısını) tahrip eden yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve kontrol altına alınmamış yüksek kolesterol hastalarıdır. Damar çeperlerindeki bu kronik hasar, pıhtı oluşumunu ve plak kopmalarını (ateroskleroz) biyolojik olarak hızlandırır.
Aynı zamanda kalp ritim bozukluğu olanlar, daha önce kalp krizi veya hafif beyin felci (geçici iskemik atak) geçirmiş kardiyovasküler hastalar, göz felci için en yüksek risk grubunu oluşturur.
Şeker hastalığı (diyabet) da gözün kılcal damar ağını yıllar içinde zayıflatarak tıkanmaya meyilli hale getiren sinsi bir faktördür. Tüm bu sistemik hastalıkların yanı sıra, kandaki oksijen taşıma kapasitesini düşüren ve damar çeperinde spazmlara neden olan uzun süreli sigara kullanımı, bu mekanik tıkanıklığı tetikleyen en büyük çevresel ve değiştirilebilir risk faktörüdür.
Retinal Arter Tıkanıklığı Belirtileri

Göz felcinin en karakteristik ve korkutucu belirtisi, genellikle tek bir gözde saniyeler içinde aniden ortaya çıkan, tamamen ağrısız ve derin görme kaybıdır. Hasta, sanki gözünün önüne aniden siyah ve kalın bir perde inmiş gibi hisseder.
Bu şok edici görme kaybına hiçbir şekilde gözde kızarıklık, batma, sulanma veya fiziksel bir ağrı eşlik etmez; bu sinsi “ağrısızlık” durumu, hastaların ne yazık ki durumu hafife almasına, “yorgunluktandır, uyuyunca geçer” diyerek acil tıbbi müdahaleyi geciktirmesine neden olan en büyük ölümcül tuzaktır.
Bazı vakalarda, bu kalıcı körlük tablosu gelişmeden günler veya haftalar önce, tıpta “amaurosis fugax” olarak adlandırılan ve birkaç dakika sürüp kendiliğinden düzelen geçici görme kayıpları (kısa süreli göz kararmaları) yaşanabilir.
Bu geçici ataklar, aslında büyük bir pıhtının yolda olduğunun ve retinanın ölümcül bir oksijensizlik (iskemi) krizine girmek üzere olduğunun en büyük nörolojik sinyalidir.
Eğer tıkanıklık ana atardamarda değil de onun daha küçük bir dalında (Dal Retinal Arter Tıkanıklığı) gerçekleşmişse, görme kaybı tam bir zifiri karanlık şeklinde değil, görme alanının sadece belirli bir yarısında veya çeyreğinde perdelenmiş karanlık bir leke (skotom) olarak kendini gösterir.
Retinal Arter Tıkanıklığı Teşhisi
Bu hayati tablonun teşhisi, hastanın acil servise veya donanımlı bir göz kliniğine başvurduğu ilk dakikalar içinde uzman hekim tarafından yapılan detaylı bir göz dibi (fundus) muayenesiyle saniyeler içinde konulur.
Hekim, göz bebeğini özel damlalarla büyüterek mikroskobik merceklerle retinanın merkezine baktığında, oksijensiz kalarak ödemlenen ve beyazlaşan retina dokusunun tam ortasında, tıp literatürüne “Japon bayrağı manzarası” veya “kiraz kırmızısı leke” (cherry-red spot) olarak geçen o çok tipik ve trajik patolojik bulguyu görür.
Bu kırmızı nokta, aslında retinanın altındaki damar tabakasının (koroid) o beyazlaşmış ve hücresel olarak ölmekte olan dokunun içinden yansıyan rengidir.
Teşhisi hücresel bazda kesinleştirmek ve damar ağındaki tıkanıklığın tam seviyesini haritalandırmak için, koldaki bir damardan özel bir medikal boya verilerek göz damarlarının saniyeler içindeki dolum hızının fotoğraflandığı Göz Anjiyosu (Göz Dibi Florosein Anjiyografisi – FFA) çekilir.
Ayrıca hücre düzeyindeki ödemi ve sinir lifi hasarını milimetrik olarak ölçmek amacıyla Optik Koherens Tomografi (OCT) taramaları gerçekleştirilir.
Gözdeki bu kriz teşhis edilir edilmez, pıhtının vücuttaki asıl kaynağını bulmak ve hastayı olası bir beyin felcinden korumak için hasta derhal kardiyoloji ve nöroloji uzmanlarına yönlendirilerek; boyun şah damarı ultrasonu (karotis doppler) ve kalp ekokardiyografisi (EKO) gibi sistemik taramalara acilen alınır.
Retinal Arter Tıkanıklığı Tedavisi
Retinal arter tıkanıklığının tedavisi, tıp dünyasındaki en dar zaman pencerelerinden birine sahip olan, dakikaların hatta saniyelerin o ışığa duyarlı sinir hücrelerini kurtarmak için hayati önem taşıdığı (YMYL) bir “altın saatler” mücadelesidir.
Retinadaki sinir hücreleri tam bir oksijensizliğe sadece 90 ila 120 dakika kadar dayanabilir; bu süre aşıldığında oluşan hücresel ölüm (nekroz) ne yazık ki günümüz modern tıp imkanlarıyla bile geri döndürülemez (irreversible) kalıcı bir körlüğe dönüşür.
Bu nedenle, evde hiçbir bitkisel veya alternatif yöntemin işe yaramayacağı, saniyelerin bile hastane yolunda geçmesi gereken bir tablodur.
Hasta bu ilk “altın saatler” içinde acil servise ulaşmışsa, uzman hekimin ilk hedefi göz içi basıncını aniden ve şiddetle düşürerek, damara sıkışan o pıhtının damar içinde daha ileriye (kılcal uçlara) doğru sürüklenmesini ve ana damarın bir an önce açılmasını sağlamaktır.
Bu mekanik açılmayı tetiklemek için göz küresine dışarıdan özel ritmik baskılarla “oküler masaj” yapılır ve göz içi basıncını düşüren çok güçlü sistemik ilaçlar (serumlar ve damlalar) hızla damar yolundan verilir.
Gerekli görülen en acil vakalarda, özel ince uçlu bir aparatla gözün ön kamarasındaki sıvının çok küçük bir kısmı boşaltılarak (parasentez işlemi) göz tansiyonu saniyeler içinde sıfırlanır.
Damarları genişletmek ve hücrelere giden oksijen akışını maksimize etmek için hastaya karbondioksit-oksijen karışımı gazlar (karbojen tedavisi) solutulur veya hasta derhal Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT) kabinine alınarak basınçlı saf oksijenle retinanın boğularak ölmesi engellenmeye çalışılır.
Retinal Arter Tıkanıklığı Komplikasyonları

Retinal arter tıkanıklığı, o ilk altın saatlerde müdahale edilemediğinde sadece geri dönüşü olmayan, kalıcı ve zifiri bir körlük tablosu (iskemik optik nöropati) yaratmakla kalmaz; aynı zamanda gözün içinde aylar sonra ortaya çıkabilecek çok daha ağrılı ve yıkıcı ikinci dalga komplikasyonları tetikler.
Oksijensiz kalarak ölen retina dokusu, hayatta kalabilmek için çaresizce VEGF (Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü) adı verilen bir kimyasal sinyal salgılamaya başlar.
Bu sinyal, gözün ön kısmında (iris ve açıda) tamamen anormal, zayıf ve kanamaya son derece meyilli yeni kılcal damar ağlarının (neovaskülarizasyon) oluşmasına yol açar.
Bu yeni ve kaçak damarlar, göz içi sıvısının boşaltım kanallarını tıkayarak tıp literatüründe “Neovasküler Glokom” (100 Gün Glokomu) olarak bilinen, dayanılmaz göz ağrılarına ve gözün tamamen alınmasına kadar gidebilen son derece tehlikeli, kontrolü güç bir göz tansiyonu krizine neden olur.
Retinal Arter Tıkanıklığı Önlenebilir Mi?
Görme kaybı aniden gerçekleşse de, aslında arka planda yıllarca süren sistemik bir damar harabiyetinin son perdesi olan retinal arter tıkanıklığı; koruyucu kardiyoloji ve doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle büyük ölçüde önlenebilir bir medikal krizdir.
Önleyici tıbbın ilk ve en kritik adımı, damar çeperlerini (endoteli) içten içe parçalayan hipertansiyon, diyabet (şeker) ve yüksek kolesterol gibi kronik hastalıkların uzman hekim kontrolünde sıkı bir şekilde dengede tutulmasıdır.
Özellikle boyun şah damarlarında (karotis) plak oluşumu veya kalpte ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon) teşhisi konmuş hastaların, pıhtı atmasını (emboli) engellemek için doktorlarının reçete ettiği kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaçları saatini bile geçirmeden, hayati bir disiplinle kullanmaları şarttır.
Ayrıca, damarları büzerek kan akışını aniden durduran spazmların baş aktörü olan sigara kullanımının kesin olarak bırakılması, retinanızı bu ani oksijensizlik felaketinden koruyacak en büyük çevresel yatırımdır.
Sonuç
Retinal arter tıkanıklığı, gözün ağ tabakasını besleyen o ana yaşam damarının saniyeler içinde aniden kapanmasıyla ortaya çıkan, tıbbın en dar müdahale pencerelerinden birine sahip olan, son derece acil ve yıkıcı bir nöro-oftalmolojik krizdir.
Gözünüzde hiçbir ağrı, kızarıklık veya batma hissetmeseniz bile; aniden gelişen, perde inmişçesine oluşan o zifiri karanlık görme kaybını “uyuyunca geçer” veya “yorgunluktandır” yanılgısıyla evde bekleyerek asla geçiştirmemelisiniz.
Görme yetinizi ve gözünüzün o muazzam ışığını kaybetmemek, olası bir kalp veya beyin felcinden korunmak için; bu tarz ani görme kayıplarında saniyelerin bile aleyhinize işlediğini bilerek vakit kaybetmeden en yakın donanımlı sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Sık Sorulan Sorular
Uzmanlarımız bu alanı sürekli takip eder ve yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Santral Retinal Arter Tıkanıklığı (CRAO) ve Aterojenik Prediktör İndeksi Arasındaki İlişki Erişim: 27-03-2026
- What Is a Retinal Artery Occlusion? Erişim: 27-03-2026
- New study assesses the risk of stroke before and after central retinal artery occlusion Erişim: 27-03-2026
Uzmanlarımız sağlık ve hukuk alanındaki gelişmeleri sürekli takip eder; yeni bilgiler mevcut olduğunda makalelerimizi günceller.
- Yazan
- Op.Dr. Özlem Beyazyıldız
- Editör
- Op.Dr. Özlem Beyazyıldız
- Tıbbi İnceleme
- Op.Dr. Özlem Beyazyıldız
- Uzman İnceleme ✓
- Ozlem Beyazyildiz Op.Dr. 🏥 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
- Redaksiyon
- Op.Dr. Özlem Beyazyıldız
Son güncelleme: 27 Mart 2026